• Ana Sayfa
  • Seri İlanlar
  • Firma Rehberi
  • Foto Galeri
  • Haber Arşivi
  • İletişim
  • Ziyaretçi Defteri
Uyandırmaca (Ardahan Öyküleri)
Uyandırmaca (Ardahan Öyküleri)
23 Kasım 2012 / Cuma
Yalçıner Yılmaz-Ardahan

Nuh Neviden beri öğretmenlik yapıyordu. Urusette; gart, sinni ve yaşlı muallimler gördüm. O yaşlı arvadı görmüşem, de ki: Sehsen. Diyem: Sehsenbeş yaşında. O yaşda öğretmenlik yaperdi.

Uyandırmaca. Uyanmaca. Uyanak. Uyumayıp kalmamak.

Ayıkalım. Ayıklamak.

Nuh Neviden beri öğretmenlik yapıyordu. Urusette; gart, sinni ve yaşlı muallimler gördüm.

O yaşlı arvadı görmüşem, de ki: Sehsen. Diyem: Sehsenbeş yaşında. O yaşda öğretmenlik yaperdi.

Newyork'tan geldi; bizim Şamhalıl'ın gede. Oralarda öğretmenlik yapmaya Eleştirel düşünme sertifikası, Yaratıcı-Drama sertifikası istiyermişler.

Ben nevlem?

Yaratıcı Drama'yı iki yaşlı muallim öz aralarında çekiştirerdiler.

Urusette olor bu sohbet. Onu mealen nakletmeye çalışıyorum.

UYURDUK UYARDILAR/ İNSANA SAYDILAR BİZİ/ ÇOK KERAMET VAR İNSANDA, İNSANAOĞLUNDA, İNSANA SAYDILAR BİZİ/ İKİ CİHANDA/ O CİHANDA BU CİHANDA.

... Cahil vaktumda bir kitap okumuştum. Bigane ve ikrar kelimelerini iki sembol gibi yazmıştı yazar. Yazar iki kelimeye artık, fazla, aşar anlamlar giyindirip duruyordu. Benim dikkatimi çekmekte geçikmeyi uzatmadı bu kelimelere önem verilişi.

Biganelik, yani nedir ki? Bigane, ağzınla kuş tutsan eni- uzunu: BİGANE'dir. İkrar, burada yazımızı ilgilendirmemekle, diyalektik ikilinin öteki yanını oluşturmaktadır.

BİGANE- İKRAR...

Erler demine destur alalım

Pervâneye bak ibret alalım

Aşkın ateşine gel bir yanalım

Dost dost dost...

Yaratıcı Drama: 1910' larda ortaya çıkmış. Hariette Johnson ilk disiplinize etti denir. Bu kadın farkında olmuştur. Dorothy Heathcote 1960' larda yeniden yerine oturtmuştur.

Yaratıcı Drama yolundan sapmışlık yaşamıştır. İnsanlar neyi yozlaştırmamışlardır ki. Neyi amacından etmemişlerdir ki. Bu kusur kalaydı!

Yaratıcı Dramayı ben bir yol ile izaha çalışacağım. dedi Temindar Kişi.

Temindar Dayı:

-Baştan gelerek anlatacağım. Gerçi benim tarz-ı dahilim budur. Kişi öz, içten gelişiyle doğaçlama yapması özgünlüğü ortaya doğmasıymış derler. Daha ne isterim Allahtan! Amerikan bilimleri Post- Modernizm dönemini bildirim ederken şunu dedilerdi:

"- Biz insanlık uygarlığını iki usulle irdeleyeceğiz. Bir: geçmişin tüm envanterini çıkaracağız: Geçmiş bilim ve bilgileri.

 İki: An'ın ve geleceğin; olan ve olmayanın üzerinde çalışacağız."

Yaratıcı-Drama disiplini bana biraz eskilerde bulunmuş ve icat edilmiş gibi geliyor. Eski Mısır tapınakları, medrese, manastır da, eğitim teknik ve yöntemi gibi...

Yaratıcı Drama tekniği kadim zamanların üstün eğitim sistemi oluşu dairesine beni götüren karineler. Üstün ve harika oluşu değil salt.

Amerika bunu hep yapıyor ama. Çıkardığı bir icadı dalından ( arkasından) araştırıyorsun bakıyorsun ki. Eski zamanlardan almış gelmiş. Bizede Amerikaya gidip bunu tahsil etmek düşüyor. Oda, onu, o olguyu anlayabilsek?

Y.D. eski Mısır gibi devirlerde bir tür simülasyon tekniğiyle aydırma etmekte kullanılmıştır. bana göre. İrşat olgusunu eğitsel yöntem olarak ele alıyorum. Bu TIP olur, Sanat olur, Din İlimleri olur. Ve saire, ve saire...

Devrana girip seyran edelim

Eyvâh demeden allah diyelim

Lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh

Lâ ilâhe illallâh hû

Okullarda çocukların devranına girince bambaşka bir aleme geçtiğini söyledi yaşlı öğretmen:

- Sınıfta çocukların alemine duhuliye parasız pulsuzdu. dedi.

 Kocalmış öğretmenler o hal-i etrafından dönüyor dolaşıyor, bir türlü izah edemerdiler!..

Günler geceler durmaz geçiyor

Sermayen olan ömrün bitiyor

Bülbüllere bak efkan ediyor

Ey gonca açıl mevsim geçiyor

Dost dost dost

Uşağ sesi, uşağ koşmaları, uşağ oyun oynaması. Üstünde durdukları konulardı. Öğretmenler sınıfta ki dünyanın real dünya olmadığını dediler. Çok uğraştılar ve nihayette buldu ve dediler. Oyun yeri toy- bayram yeri diye uşakların sınıftaki dünyalarını frame ettiler hele şükür!

Devrana girip seyran edelim

Eyvâh demeden allah diyelim

Lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh

Lâ ilâhe illallâh hû

Karatahtaya sandalye resmi çizince gerçek sandalye ile sandalye resmi arasında rabıtanın real ve sanal irtibatı neyse çocukların dünyası ile fizik dünya öyle hal alıyor demiş oldu ihtiyarlar aralarında.

Ey yolcu biraz sen dinle beni

Kervan geçiyor sen kalma geri

Yusuf denilen dünya güzeli

Fethetti bugün kalbi seferi

Dost dost dost

O toydan fırtına esti. Başlamıştı. Esti! Furkan hakkı!

Öğretmen:

- Mene kulak kesilin gurban olem. Dramaya deh tüşün; Önce uşaklar rahattıyer. El ayak gövde hareketlerini öğrenci yaparak bireysel bedenini tanıyor.

 Beden nedir?

Ruh nedir?

Beden yerküredir.dağdı, daşdı, toprağdı.

Gökyüzüde ruhdu. Ruhumuz göğe benziyer.

Bedenle başlar ısınır gövde. Fiziksel hareketlerle çocuk hazırlanır öğrenmeğe. Dramaya ikinci ve üçüncü, dördüncü aşamalarına daha gelmedik. Sırasıyla aşamalar gökyüzü gibi kozmik evren boşluğuna düşeceğiz!

Devrana girip seyran edelim

Eyvâh demeden allah diyelim

Lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh

Lâ ilâhe illallâh hû

_ Tâhsîne Hanım

Yunanlılar Dramaya DRAN demişmişler. DRAN; yapmak kayırmak demekmiş. Bilginler böyle kesip atmışlar.

Biz niniyek!

Yapmak kavramı çok ufak görmeyiniz! Dehrin kavramdır: KILGI, AKSİYON'dur.

O ne muammadır ki, Eylem Felsefesi altında kalmış altından çıkamamıştır: AKSİYON kavramının.

DRAM'ın ikinci kavramına geldik.

 O adam ne dedi:

- Atasına, anasına rahmet Fransız Maurice Marley Pointy'nin Gövde üzerinden fenomenoloji yapmıştır. Gövde öznedir demiştir. Öznenin üzerinde bulunduğu gövde bir o kadarda nesnedir. demiştir

Temindar Kişi itirazen:

- Baban ruhunu seversen bezemeden sade konuş. Benim zelhem gider anam avradım.

Bozulmuş adam bozuntuya vermedi.

- M. Marley Pointy gövde fenomolojisiyle yer ve gök bilişimi yapmıştır.

Bizim Yaratıcı Drama'da sırasıyla gördüğümüz göreceğimiz pozisyona ilgi kıldığından anlaşılsın diyerekten buralara çektik mevzuu'yu.

Özne ve nesne aynıiken bir iken örneği verirkan...

Özne ve nesne ayrı şeyler değildir. Gövde bunu ne güzel beceriyor. Beyin  gövdedeykan el'e parmaklara bakıyor ve biliyor, tanıyor! Zihin bedende, beden zihnin ev sahibi...

Ponty Algı Fenomonolisinde arz-ı sunum bunu ediyorki!

Geldikmi: Yaratıcı Drama'nın oyun oynamak kısmına.

Oyun oynamak, rol yapmak diyer Amerikalılar bu kısma.

Burada öğrenci ALFABET bilimi yapmaktadır. Öğrenci Yaratıcı Drama sanatının temel terim ve araçlarını tanıyacaktır. Tıpkı şey gibi: Klavyedeki harfleri tanımak gibi: İmleri,

işaretleri, kuralları bilip kavrayacaktır; kelimeleri cümleleri ve paragrafları ve sonada roman yazacaktır. Romana daha var. Bu aşama, erkenken ki aşama.                         

- Gören! Arşimed bu eğitimi bizim dediğimizkimi mi almıştır?

Diğer adam:

- Ben yeryüzünde görmemişemki dershanede ders yaparken, öğrenciler bu sayıp döktüğünüz uknumlardan farklı olabilsin. Ne diyersez ben gördüm; bu iki, kör olsun gözlerim ki...

Ders eğitimi akademik tariflerdense Yaratıcı Drama real ve sürreal diyalektizme daha yakın. Ders anında çocuklar ve öğretmen münkünü yok ki fizik alemde kalsın. Fizikten yavaş yavaş metafizik'e yükselinir. Bunu bilerek yönetmek, bunu yönlendirmek ve farkında olmak.

"- Sorun bu dostum! Hey dostum senin sorunun ne biliyor musun? Senin sorunun gövdenin, zihninden büyük olması! Kaldır o koca gövdeni heyy dostum!"

Neresi, her yeresi katmerli emek yoğrumudur. Kotarmakla ne alaka var!

"Kotarma" lafı dantela laftır. O kelimeyi yani KOTARMAK'ı çocukların ağzındaydı, değilki sanatçıların!

Eline kalem alan ZAKKUM diye imgeyle şiir yazmadı mıydı? KOTARMAK! KOTARMA arkadaş!

Özbaşına kalsın niniyecen!

Bulakta ki güzel kadın:

- Oyun oynamak ile Yaratıcı Dramayı açsaza. İzahınız üst kertelere sıçrar!

Kadın omzundan çiğindiriği indirdi. Başımıza salacak gibi irkildik.

Meğer kadın, doluymuş bizi görünce aynı bölüktenmişiz muabbetini patlattı. Oyun oynamak modern öğretmenlerin kadem bastıkça kendiliğinden öğrendikleri " Allah Vergisi" sanattır. Onu bilirim, onu derim! dedi.

Ben:

- İçim cız etti. Doğru diyerem hanfendi!

Sen, yani o hanımefendi dediki:

- Çokta abartmayınız! Oyun oynayarak öğrenmek ezelden beri bilinir. Kahvenede çırağını kahveci, DRAN ile yaparak ederek eğitir. Dram oyunlaşmış bir oyundur usta ile çırak'ın arasında. Bir nefer dahi özbaşına DRAM yaparak eğitim yapabilir. Eğitimde dram dediğimiz şey. Oyuncakla, süpürgeyi at yapıp ata binerdik. Kurgulardık uydururduk öyle zanardık.

Bilimde: MAKE BELİEVE PLAY varsayki, farzetki, der... öğrenci reel boyutta daha iyi öğrenir. Kuru kuru kurban olem tarzıyla tahtaya bak tahta sana baksın, dikteyle not alarak, yazarak- çızarak öğrenme; Yaratıcı- Drama sanatındaki gibi oluş içinde ve zaman- mekan boylamlı sahicilikte olmaz. Drama sahiciliği: Tahta kılıç veya kılıç elinde oynarken oyun kılıçıyla daire içine alınmış sahici olmayan essah kılıçtır. Bu dilemma reel olan reel olmamakla zihni ve sosyal göstergeyle belirtilmesi çocuk açısından ne denli yararlı kazanımdır.

Evet! Yaratıcı Drama bir sosyal öğrenmedir.

Yaratıcı Drama zihin inşası sanatıdır. Zihin geliştirmek yöntemidir.

Zihnimiz mükemmel olmayan yapıda bizim tek ve zayıf elemanımızdır. Onsuz öğrenme yapamayız. Herşeyimizi onla ve onunla zaifliğiyle yapıyoruz.

Dağcılar da olan bir örnek vereyim. Dağcılıkta insanlar herşeyden nacizdir. Elde- avuçta hiçbirşey yoktur. Haritaları olsa iyi olacak ama yoktur. İmkansızlıklar haritasızlıkla başladı. Ağızla anlatsa başçı kişi, herkes anlayabilse. Zihnimiz mükemmel değildir, bunuda hesaplayarak küçük bir oyun oynamaya başlar başçı kişi raksederek mahnı söylemeye başladı. Elinde dıbılğası, bir çubuk. Toprak yere geldi şebeklik yapıyor diğer dağcılardan cevap alıyor, sual ediyor.

Hepsi oyun oynamakta. Varacakları yeri dağları kanyonları başçı kişi çubukla çiziyor. Güle oynaya adam meramını aktardı. diğerleri anladı. Neoldu bitti hiç yüksünmek olmadı.

-Bizim yazışımız Yaratıcı Drama gibi mi?..

Resim çizerken ressam kendi başına dramasını yapabilir.

Derinleşerek,

Oyun oynadığını oyunu ve gerçeği kıyaslayarak ikisi arasındaki fark'a deh düşerek.

Bu tahta kılıç tahta ama kılıç diye varsayıyorum o halde kılıç saydığım tahta bir kılıç imgesi diyecek ve Kudret'e kendini oluşa bırakacak.

- Suharalı ozan'ın adı neydi? dedi, diyenadam

- Şenlik Baba!

- Evet o, Yaratıcı Dramayı kendi bade içişinde çok iyi uygulamıştır.

Saz çalmağa koyulmadan eliyle ağzıyla BİG- BOX yapmış, saz sesleri çıkartmış.

Isınma hareketleri diyebiliriz; bedenini hazırlamış.

Sılık fışkırık çalmış ağzını elini parmağını yatkınlaştırmış.

Müddetinden sonra ikinci fasla geçmiş. Alfabet kısmıda saz çalmayı kaideleri, makamları öğrenmiş.

Gelmiş Doğaçlama kısmına: Oyun oynamaya devam etmiş.

Yaparak deneyerek içinden gelen sözleri oyunu kullanarak daha düzgün elde etmiş.

İrticalen gücüne, oyun güç katmış sunum ve rahat ifade verişte sırra kadem basmış.

Son kısma, OLUŞ kısma geçişi varlığın diğer insanlarca görünmeğen kısımları görmüş.

TRANSPOZİSYON yapmış okumaya, öğrenmeğe başlamış: Arşta,kürşte: Farisi, Arabi öğrettiler der.

Uyandığında oluş evresini Yaratıcı Dramanın bu senelere yayılan fasılalar fasıllarında yeni değişik tarz ve uslüp sahibi olmuştur.

Yüzsenelerdir öğrenciye bilerek veya bilmezden Yaratıcı Dramayla öğretim veren öğretmenler olmuştur.

Dikkate şayan usulün kendisi değil kendisiyle becerilen müthiş tasarım ve işlerdir.

Yaratıcı Drama bir zihin geliştirme tekniğidir!

Bigane kalmamak dilek ve dilemlerimizle!

Bye- bye!




Bu Haber 1319 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Habere Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.